|
MEHMET KÜÇÜK
Anamın anlattıklarına göre
Yağmurlu bir güz gecesinde
Koskoca bir Türk dünyasının
Küçücük bir köyünde doğmuşum.
Hatta yakılan yıkılan
Dağılan imparatorluğun
Savrulan külleri arasından
Mustafa Kemâl’in
Yeniden ateşlediği Anadolu’nun
Tam ortasında bir yerde
Sarılar köyünde
Yıl, bin dokuz yüz elli iki.
Aklım erdiğinde Anama dedim ki;
Hangi ay, hangi gün, hangi saatte doğdum?
Bilmiyorum diyor kadıncağız :
Saat yoktu, takvim bilmezdik
Ancak ekinler ekiliyordu, koçlar karışıyordu,
Kara Mehmet vurulduğunda
On beş günlüktün diyor kadıncağız.
Karasabanla sarı öküzün arkasında,
Karakaçanla tarlaya azık taşımakla,
Çiçekli yaylalarımızda kuzu otlatmakla,
Tozlu sokaklarımızda çelik çomak oynamakla geçti
Çocukluğumuzun kıvrak günleri.
Anamızın nasırlı ellerinden
Yumurtalı, yufkalı dürüm
Açlığımızı yatıştırır,
Sümerbank kaputundan işlik gömlek
Örtünmemize yeterdi.
Sevgili dostum ;
Senin için ekmek, para,
Su, ilaç, doktor,
Yahut lüks hayat ne ise
Benim isteklerimde aynısıydı.
İlk okulu bitireli üç yıl olmuştu
Bir gün anam dedi ki;
Oğlum oku, ben okuyanı severim.
Göbek adın zaten Efendi
Okurda kravat takarsan
Olursun beyefendi.
Bende öyle yapmalıydım
Okumalıydım .
Yalın ayak ,başı kabak insanımızın
Yürek yaralarına
Merhem olmalıydım.
|
ÖZKONAK ORTAOKULU
Dediler ki bir gün
Genezin’e ortaokul açılmış
Köyden yirmi beş kadar genç
Okumak istiyordu
Ulaşımda yok, yaya tuttuk yolu
Genezin’e yaklaşırken
Uzaktan göründü Özkonak Ortaokulu.
Gözümüzde ne büyük binaydı o.
Gençler üçer beşer geldiler
Komşu köylerden
Sarılar , Altıpınar, Mahmat,
Ortaköy , Ayhan , Göynük’ten
Kaydoldular sınıflara birer birer.
Okul müdürü Mehmet Ali Gönenç
Başladı konuşmaya yavaş yavaş
Dedi ki çocuklar ; cehalete açtık savaş.
“Bir okul yaptırmak,bin hapishane kapamaktır.”
Yarın her biriniz buradan mezun olacak,
Anadoluya güneşler taşıyacaksınız.
Dedi Özkonak Ortaokulunun açılışında.
Çok kıymetli öğretmenlerimiz vardı
Şefkâtli merhametli
Bizleri yetiştirmek için çaba harcarlardı
İlim dolu Özkonak Ortaokulunda.
Fatma Beyoğlu: disiplinli mi disiplinli
Uzun boylu , kupkuru , sinirli
Kopya çektirmez sıraların üstünde gezer
Disiplini her halinden belli.
Muhsin Bulan: ağır başlı, vakarlı
Müzik derslerinde mandolin çalardı.
Disiplinli, konuşmalarında biraz alaylı
İlim dolu Özkonak Ortaokulunda.
Cemal Bingöl: sarışın, uzun boylu
Güzel giyinir, titiz, iyi huylu
Ağa çocuğuydu , aşiret soylu
Sevgi dolu Özkonak Ortaokulunda.
Rıdvan Sertlek: uzun boylu ,parlak tenli
Çok kitap okur, kültürlü ,bilgili
Gözlüğünün altından saf gibi görünse de
Ne anasının gözüydü okulumuzda.
Sonradan bir Ali Çeken geldi
Duruşu narin, kısa boylu
Çocukluk bu ,biraz güldük alaya geldi
Anladık ki yüreği sevgi okulumuzda
Müzik öğretmeni Muazzez Hanım
Mandolinle Gençlik Marşı çalardı.
“Gençliğin bir coşkusuyla, toplandık her an burda
Bu sevgi bağı kopmaz hiç, dağılsak bir gün yurda.”
Rüştü Bilen’ler , Şahin Peker’ler
Süleyman ve Ali İlter kardeşler
Mehmet Turhal , nice emeği geçenler
Saygı duyarız Özkonak Ortaokulunda.
Bu okulu yaptıranları vefa ile anarız
Gönül dostlarını bin defa ile anarız
Bu dünyadan geçenlere rahmet diler,
Kalanları saygı , safa ila anarız.
Saygıdeğer Öğretmenlerimiz ;
Otuz beş yıl öncesinde
Karanlık geceler gibi gelmiştik karşınıza
Bizleri ışıtıp aydınlattınız
Dolaştı saçlarımızda sıcak elleriniz
O mübarek ellerinizden öperiz.
|